Atlıkarıncalar gibi Sana dair kurduğum düşlerimi, Işık tutsunlar önüme diye; Aylak gezen yıldızlara emanet etmiştim Ama onlar da tıpkı senin gibi birer birer kayıp gittiler…
Halbuki her sabah Gece kayan yıldızlara tuttuğum dilekler içinde başlardı … Sabah güneşi kirpiklerimi okşarken Düşümde açılan kapıdan sen girerdin içeri usulca…
Üstüme yorgan yaptığım özlemini, Kokunla dolu yastığı bırakarak yatağımda, Utana sıkıla, kıpkırmızı olmuş yanaklarımla, Dikilirdim karşına; İşte o an sözcükler yağlı ilmek olurdu boğazıma…
Ne zaman bir ışık görmek için baksam Katrana çalardı gözlerin… Tadı damağımda kalan (bir) kahvenin, Acı telvesi gibisin artık…
Her yıl yollara düşüp sıcak ülkeler arar göçmen kuşlar
Benimse üstünde bir avuç toprak, Bir yudum su olamadığım Tek vatanım sendin yar
Ey imparatorluğumun kralı, Gönül savaşımın fatihi; Senin en büyük zaferin ben, Benimse en ağır yenilgim sen… Ganimetlerini topla artık gitme vaktidir…
Belki gelirsin... Çocukça sevinçlerin çığlığıyla, Kararlı bir yağmur damlası gibi Düşersin omuzlarıma. Rüzgarın güle dokunuşu misali, Okşarsın ağarmış saçlarımı. Bir bahar arefesinde, Belki gelirsin Bahar gelir ardın sıra. Yitirilmiş zamanların kıyısında, Dalga boyu hayaller kurarız. İçimizdeki güneşin doğuşunu izleriz, günbatımında. Aynı rüyaya uyuruz beraber, Aynı rüyada uyanırız. Portakal çiçeği kokusuyla gelen, Billur bir gecenin sabahında, Ay ışığından kalma şarkılarda, Hep aynı nakarat olur mutluluk.
Kim bilir? Ölümün buruk tadını Eşsiz bir ziyafete dönüştürmeye Son nefeste de olsa
Çok güzel duygudur aşk dimi Hani pencerelerden bakışmalar Biri görecek korkusuyla Mahalle aralarında gizlice buluşmalar Çok güzel duygudur aşk dimi Ama nedense sonuç hep aynı Hep hüsran hüzün ve göz yaşı Bazen gizlice isyanlar Bazen intiharlar İşte çok güzel olan duygu sona eriyor Ve o güzel duygu acıya dönüyor Ne yapsan değiştiremezsin Hayatın kanunu bu aşıklar
Kendime zarar verdim acı duymadım, iki karar verdim ama başaramadım. Birisi ölmekti bocaladım olmadı, birisi yaşamaktı yaşayamadım ben. Düşmanın ardına dizilen dostlara, zora düştüğüm için mi ulaşamadım? Pişmanım Herkesi insan sanıp saçmaladım. Aşk mı? Dedin Saçmaladın. Seni Seviyorum Diyene İnanma Yol ver. Beni en son bırakanda Beni Her şeyden Çok Severdi Boşver. Bugün Önüme Gelen Herkesi Kırabilirim, Bana Hak ver. Ne hissettiğimi Bilemedim, Bulamadım Hala Bir Yanım Çek Git Bir Yanım Kal Der. Rüyadan Uyanıp Aynaya Baktım, Bu Adam Benimle Alakasız Biri Bu Hayat inadına bana her gün yapılan çok bayat ve kötü bir espri. Yırttım resmini artık eskidin, unuttum ismini, sen bir kahpesin. Bıktım büsbütün her şeyden senin yüzünden kahretsin. Kim Sevdi Seni Benim Kadar, İstemem Selamını Artık Yalnızım Aldım Yolumu Anladın mı? Üzülmeye değmez bir kahpeymişsin bunu geç anladım gözlerim dolu yeni bir ufka yelken açtım.
Zaman yaşlanır, umutları eskitir,
Yine umutlanırım...
Sevdalar geçer yıkılır, yenilir,
Yine ayaklanırım...
Çığlıklara hapsettiğim şarkılarım var benim.. Sessizliğin içinde ağır aksak
yürüdüğüm yollarım var. Bir yerlerde takılıp düşsem de, tekrar kalkabiliyorum
ayağa.. Ama dizlerimde yaraların izleri kalıyor, silinmiyorlar.
Yarım kalmış hikayelerin tamamlanmamış cümlelerinde buluyorum kendimi.. Ne
tamamlayabiliyorum, ne tamamlanabiliyorum.. Bir yanım hep eksik, hep kırık..
Dünyam bir bir yitirdi renklerini.. Ne deniz mavi eskisi gibi, ne de gökyüzü..
Korkularım bırakmıyor peşimi.. Adımlarıma yapışmışçasına nereye gitsem benimle
geliyorlar adeta.
Sesleri duymaktan yoksun kulaklarım, sözcükleri söylemekten korkan dudaklarım
var. Zaman hiç bir şeye aldırmadan devam ediyor yoluna..
Ya ben gecikiyorum zamana, ya da geç kaldıklarım erken çıkıyor karşıma...
Alıştım sanırken acılara..
An olur bazen tutamam kendimi,
Delirir isyanım...
Bu sensizliğim mi, yoksa yalnızlığım mı bilmiyorum.. Bir bilsen.. Seni her
özlediğimde bir nokta bıraktım duvarlarıma.. Eğer bir gün gerçekten tutarsam
ellerini, bakıp ta görürsem gözlerindeki o sevdalı hali, o noktaları
birleştirip
sevdanın kalemiyle, mutluluğun resmini çizeceğim dünyaya..
İşte o gün yine masmavi, berrak bir güne uyanacak deniz.. Bulanıklığını benden
uzağa atacak.. Bütün gecelerim sabaha varacak.. Ve bir daha hiç gece
olmayacak...
Sensiz geçen günlerimin hesabını yarınlardan soracağım.. Sevinçlere boğulacak
içimdeki çocuk.. Yeniden seveceğim yağmurları.. Hiç söylenmemiş, hiç
dillenmemiş
kelimeler fısıldayacak rüzgar. Hiç kimseler bilmeyecek, duymayacak,
anlamayacak..
Bunlar olacak değil mi?
Bu garip fani beden,
Bu deli ruh benim..
Atamam, satamam,
Dert benim, dertler benim...
Bu acı kızgın hüzün,
Kırık düşler benim..
Susamam, susturamam,
Söz benim, sözler benim...
Korkuyorum işte.. Korkularımı büyütüyor zaman gitgide.. Ne olur izin verme
korkmama, kendimden kaçmama..
Belki bir hayaldi
öncesinde
Adın konmuş aşk dilinde
Bense senin sadece imkansızındım…
Seni gördüğüm ilk anda başladı her şey ve sonrasında tanımadığım bir heyecan,
tatmadığım bir mutluluk oldun. Gözlerimi kapadım, bu mutluluk hiç bitmesin
istedim. Gözlerimi öyle sıkı kapadım ki sen giderken bile açmadım onları. Bir
gün dönecek dedim. Evet bir gün dönecek ve ben gözlerimi tekrar heyecanla ve
mutluluğa açacaktım..
Kelimeler tükenirken dilimde
Bir sen bitmedin bak içimde
Aslında bunu senden beklemezdim ki..
Birinin hayata gözlerini kapaması ne demek bilir misin? Hayatla bağlarını
koparması artık bir hayali yaşaması. İçindeki umudu hiç yitirmeden yaşatması..
Ve her sabah o hayalin gülüşü ile güne başlaması.
Hangi yalan, hangi sebep?
Cevabın yok, bitti demek
Kim bilir belki de ben senin korkularındım..
Zaman geçiyor ve ben bu geçen zamana inat seni daha büyük bir özlemle, daha
büyük bir sevgi ile bekliyorum. Gözlerimi açmak, gerçekleri kabullenmek
istemiyorum. Ben kendi gerçeklerimi seviyorum, onlar yakmıyor canımı. Düşünsene
geliyorsun kapıyı açıyorum karşımda sen.. Tek kelime etmeden sarılıyorum. Yine
sana dokunmaya bile kıyamıyorum ve saatlerce seni izliyorum.....
Zorundasın, zorundayız.
Sense hangi yolun sonundasın?
Belki de sakladığın bir şey var..
Biliyorum ki zaman ilerledikçe değişecek her şey. Kendi gerçeklerim kanatacak
yaralarımı yeniden. Gözlerimi açarsam bu acı biraz olsun diner mi diye
düşünüyorum. Senin istediğin gibi gidişini kabullenebilir miyim?
Şayet biri varsa aramızda
Çığlıklarım yalnızlığa
Bu ayrılık akşamında
Gözyaşıma boğuldu dünya..
Ve bir gün gözlerimi açtım. İşte o an canım hiç acımadığı kadar acıdı... Keşke
gözlerimi hiç açmasaydım, keşke umudumu yok etmeseydim. Görmeye başladığım an
umutlarımın bittiği, görmediğim zamanlarda anlamı olan şeylerinde anlamını
kaybettiği an oldu. Seviyordum, sevginin kör olmak olmadığını da biliyordum.
Geçte olsa görmeye başladım..
Beni sevmediğini artık beni istemediğini gördüm... Sonum oldu....
Benim sonum senin doğum günün olsun.. Doğum Günün Kutlu Olsun..
Sorma bana sensizliği
Sorma bana gücün yoksa!..
Gelen aynı, giden aynı.
Bırak beni yalnızlığıma!..
Ve biliyorum ki o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak
düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş
konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup
sarılsam
da içimde sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin...
Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış;
gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde. Ne
gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim...
Hangi aralıkta girmiştin içime
anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin
yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda
tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı.
Kuşatmıştın
dört yanımı; ve kendim için çok geçti. Yerle bir olmuştu her şey. Olmazsa
olmazlarım; ilkelerim, yargılarım...
Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa
buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum
hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma
yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun. "Belki"lerden,
"ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki
de yabancısı olduğun
düşler büyüterek...
Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum.
Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum.
Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok
daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda...
Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü
anlatıyorum...
Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide
zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum...
Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum… Umut; hep var
olacak
çünkü...
Suskunuz... Hem de
çığlık çığlığa bir suskunluk bizimkisi...
Bu konuşacak bir şeyimiz olmadığından değil. Konuşmaya çalıştığımız şeylerin,
alıştığımız yalnızlığımızdan uzaklaştırması aslında bizim korkumuz...
İkimizde cesaret edemiyoruz. Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz
yalnızlığımıza. Seviyoruz onu. Bekli de yaşandığında yok olacağı korkusu bizi
tereddütte düşüren. Kaybetmekten korkacağımız bize ait bir şey oluşturma
kaygısı...
Sen yapamadığın hamlenin, hayatın boyu inanmak istediğin değerlere sahip gibi
gördüğün düzeni yok etme girişiminden Başka bir şey olmayacağını düşündün
hep...
Bense yılların verdiği bir alışkanlıkla içinde var ettiğim bana daha fazla acı
vermemek için susmayı tercih ettim...
İçimden çığlık atarak susuyorum... Susuyorum... İçimde o kadar güzelsin ki...
Sana susuyorum...
Demiştim ya "yüreğim susmayı öğreniyor". Aslı yok. Sevdiğini
anladığında içinde
duyduğun çığlığın yankısı hiç bitmiyor. O hiç susmayacak... Her gün, her saat
bana haykıracak, bağıracak, parçalayacak içimi. Benimse yüzümde o gülümsemem
yer
edinecek tekrar...
Her soğuk üşütemediği gibi, her ateş de yakamazmış insanı... Üşüyorum; alev
alev
üşüyorum... Hani saatlerce sessiz, tek kelime etmeden sana bakışlarım var ya;
gözlerinde beni ısıtacak olan anlamları yakalamaya çalışma çabamdan başka bir
şey değil...
Ve her yakaladığımda kaybettiğimi
hissetmemden öteye gitmeyen bekleyişler... Ve
her kaybettiğimde yeniden yakalama çabam...
Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktir. Beklentidir.
Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir sey yapmama hakkini teslim
etmektir. Saygidir.
Aşk, zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir.
Aşk, simdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir.
Aşk, saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Kesiftir
Aşk,Seviselim demeden sevismek,yanindakinin ne istedigini
bilmektir.Anlasmaktir.
Aşk, baglandigini sandiginda,karsindakine hayir deme sansini tanimaktir.Inceliktir.
Aşk, korumaktir. Sorumluluktur.
Aşk, ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüstürmektir. Mizahtir.
Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafini duymaktir. Şehvettir.
Aşk, evinizdeki her seyin yerinin degistirilmesini kabullenmektir.
Teslimiyettir.
Aşk, sevgilinizin ne oldugunu bütün çiplakligiyla görmektir. Gerçektir.
Aşk, saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Nesedir.
Aşk, sizi kucaklayan kollarin, gittikçe daha çok sarilmasidir.Mutluluktur.
Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediginizde,uyanik kalip
seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabini almaktir. Sicakliktir.
Aşk, tanidiginizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini kesfetmektir.
Tazeliktir.
Aşk, uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düslerin gerçek olmasidir.
Aşk, kocaman yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.yatagin üçte
birine sıkışmaktir. Yakinliktir.
Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.
Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir.Kaderdir.
Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir.
Uyumdur.
Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir.Kaderdir.
Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir.
Uyumdur.
Aşk, pencereden disariya baktiginda kiminle oldugunu hatirlamaktir. Düsüncedir.
Aşk, rüzgarin agaçlarin arasinda dolasirken çikardigi sesi dinleyip sevgilisinin
yaninda olmadigina hayiflanmaktir.Yalnizliktir.
Aşk, asla anlatilmayacak hikayelerdir. Özeldir. Kiymetini Bilene Tabi!
Sevgilim!! Artık içimdeki sıkıştırılmış duyguları unzip etmenin
zamanı geldi. Seni ram’inin alamayacağı kadar çok seviyorum. Sana karşı bütün
protectlerim disable durumda. Seni ilk gördüğüm anda formatlandım.Bütün
cache''lerim durdu, shadow ramlarla ayakta duruyorum. Bana öyle bir sistem
transfer ettin ki, hiç bir komut artik beni senden ayıramaz. Senden başka her şey
benim için bad command or file name. Seninle çoklu ortamlar da dahil, her
ortamda mutlu olabileceğimi biliyorum. Senin megahertz''in beni de ateşliyor.
Bakışların beni ta derinden scan ediyor. Sana çok güveniyorum, bu mektubumu
başkasına forward etmeyeceğini de çok iyi biliyorum.
Ben, seninle evlenmek istiyorum Aslı. Seninle mutlu bir ağ yapılandırması oluşturmak
istiyorum. TCP/IP , netBEUI, IPX/SPX her türlü protokolde uyuşuyoruz seninle,
istediğin zaman ağ yapılandırmamıza Microsoft ağları için istemci
ekleyebiliriz. Biliyorum sen benden oldukça gençsin ama tanıdığım iyi bir
donanımcı var, kendimi senin için upgrade ettirebilirim. Evleninceye kadar da
söz; sana hiçbir şey insert etmeyeceğim. Evlenmeden önce DR NORTON''dan randevu
aldım, ikimiz de usulen bir virüs taramasından geçeceğiz. Merak etme hiç
bilmediğim lisanssız software''lerle ilişkim olmadı. Senin için hardware'i tas
gibi diyorlar, ancak biliyorsun ki benim için software güzelliği hardware güzelliğinden
önde gelir. Asli, seninle biz çok dvd'ler seyredeceğiz. Sana evlilik yil dönümünde
24 hızlı rewritable dvd alacağım. Pembe slotlu kasamız, içinde nur topu gibi
hard disklerimiz olacak. Tatillerimizde ikimiz de birer windows gezgini olacağız.
Daha sonra da ver elini internet. Sana güzel görünmek için öyle çok çalışacağım
ki, üç hafta sonra karşına yirmi bir inc plazma ekran gibi çıkacağım. Ondan
sonra istersen beni duvarına bile asabilirsin. Akşamları dizlerinin üzerinde
bir laptop gibi yatacağım. Asla uyku moduna geçmeyeceğim Aslı. Biz seninle ışıkları
kapatıp kucaklarımızda klavye sabahlara kadar chat edeceğiz. Ancak ilk yıllarda
senden biraz tasarruflu olmanı isteyeceğim, onun için screen saver, standbye
modu vs. anlarsın ya acık dikkatli olmanı isteyeceğim. Salonumuzun baş köşesine
babamın eski 8 MHz 10 megabaytlık 8088 bilgisayarını koyacağım, malum şark köseleri
bana hep çok sıcak gelmiştir, yanına da 5,25 lik disketler. O biçim nostalji
olacak. Hatta yılbaşı akşamları tetris falan oynayabiliriz. Kendimizi hep geliştireceğiz,
zaman hangi ram''i gerektiriyorsa uygulayacağız. Birbirimizden fikir
download''unu bir gurur meselesi yapmayacağız. Aramızda ayrı gayri olmayacak,
bu ağın server''i benim demeyeceğiz hiçbir zaman. Herkes birbirinin sörfüne
saygı duyacak. hadi gel, önümüzde paylaşıma açılmış bir hayat var. Seni istemek
için Server ini gönderen o herifin sitesini crack ettim, anasını da hack edeceğim.
Ben geleneklere sadık kalmak istiyorum seker Aslıcığım. TV kartını kız tarafı alırmış.
Seni, çeyiz sandığındaki emek emek doldurduğun cd-rom''larla bekliyorum. Ben de
sana amazon.com dan beş taşlı bir yüzük siparişi verdim bile. Nikahımızda da
real player çalacak... Home page''indekilere de çok selam, her baytini öpüyorum,
CPU''m daima seninle.
Not:CPU''umdaki bu ateşi hiç bir fan söndüremez. Eğer connection
isteğime reply etmezsen partitionumu silip boot uma virüs bulaştıracağım..
BİR ERKEK, BİR
KADINI MUTLU ETMEK İÇİN YALNIZCA ŞUNLAR OLMAK ZORUNDADIR:
1. Bir dost
2. Bir yoldaş
3. Bir aşık
4. Bir ağabey
5. Bir baba
6. Bir usta
7. Bir asçı
8. Bir elektrikçi
9. Bir marangoz
10. Bir muslukçu
11. Bir tamirci
12. Bir dekorator
13. Bir stilist
14. Bir seksolog
15. Bir jinekolog
16. Bir psikolog
17. Bir haşere yok edici
18. Bir psikiyatrist
19. Bir şifacı
20. İyi bir dinleyici
21. Bir organizator
22. İyi bir baba
23. Çok temiz
24. Sempatik
25. Atletik
26. Sıcak
27. Kibar
28. Nazik
29. Zeki
30. Komik
31. Yaratıcı
32. Şefkatli
33. Güçlü
34. Anlayışlı
35. Hoşgörülü
36. Sağduyulu
37. Hırslı
38. Yetenekli
39. Cesur
40. Kararlı
41. Doğru
42. Güvenilir
43. Yutkulu.
TABİ ŞUNLARI UNUTMADAN:
44. Ona düzenli olarak iltifat etmek
45. Alışverişi sevmek
46. Dürüst olmak
47. Çok zengin olmak
48. Onu strese sokmamak
49. Başka kızlara bakmamak.
VE AYNI ZAMANDA ŞUNLARI DA YAPMALIDIR:
50. Kendinden çok ona odaklanmak
51. Ona, özellikle kendisi için çok fazla zaman ayımak
52. Nereye gittiğine aldırmadan ona çok fazla yer sunmak.
ŞUNLAR DA ASLA UNUTULMAMALIDIR:
53. Doğum günleri
54. Yıldönümleri
55. Onun aldığı kararlar.
Ufak bir Hikaye;
Kadınların gidip kendilerine erkek (koca) seçebilecekleri bir erkek mağazası
açılmıştır.
Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça, erkeklerin nitelikleri de
yükselmektedir.
Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir:
Herhangi bir katın kapısından içeri giren kadın, o kattan alış-veriş etmek
zorundadır ve
eğer bir üst kata çıkmak isterse, tekrar aşağı katlara inemez.
Birgün bir grup kız arkadaş, kendilerine erkek seçmek için mağazaya gider.
Ve....
1.Katın kapısında şunlar yazılıdır: "Bu kattaki erkeklerin çalışacak
bir işleri var ve çocukları da severler". Kızlar yazılanları okur ve şöyle
derler:
"Eh, hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım".
2.Katın kapısında yazılanlar: "Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var,
çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar." Kızlar:
"Hmmm, hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var ?"
3.Kat : "Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var, çocukları severler,
son derece yakışıklıdırlar ve ev işlerine de yardım ederler".
Kızlar: "Aman Tanrım, çok etkileyici ama yukarıda başka katlar da
var."
4.Kat : "Buradaki erkeklerin işleri çok iyi, çocukları çok severler,
gayet yakışıklı olup, ev işlerine yardım ederler ve ayrıca son derece
romantiktirler".
Kızlar çığlık atmaya başlarlar: "İnanılmaz, bir üst katta bizi neyin
beklediğini bir düşünün!"
Ve bir kat daha çıkarlar...
5.Katın kapısında şunlar yazmaktadır: "Bu kat boştur ve sadece,
kadınları memnun etmenin mümkün olmadığını kanıtlamak için konulmuştur.
Çıkış soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız…
_______________________
PEKİ ya ERKEKLER? Onlar NASIL MUTLU EDİLİR??
1. Karnını iyice doyurun
2. Onu öpün (dozaj size kalmış)
3. Uzaktan kumandasını verip rahat bırakın
Huzursuzluk belirtisi gösterince madde-1 den tekrar başlayın.)